900-bin-acik-hat-gercek-sahibini-buldu-543536ff0ab21

900 bin açık hat gerçek sahibini buldu

BTK Başkanı Acarer, Mobil Hat Sorgulama Hizmeti kapsamında adlarına kayıtlı hat açıldığını öğrenen 900 bin kişinin hattı üzerine aldığını söyledi.
ANKARA (AA) – ARİFE YILDIZ ÜNAL – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, Mobil Hat Sorgulama Hizmeti kapsamında yaklaşık 4 milyon sorgulama yapıldığını bildirerek, “Adlarına kayıtlı hat açıldığını öğrenen vatandaşların yaptıkları başvurular üzerine 900 bin kişi kullandıkları hatları kendi üzerlerine aldı” dedi.
Acarer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapılan sorgulamalar sonucunda çok sayıda kişinin kendilerinden habersiz adlarına cep telefonu hattı açıldığını ve bu hatların başkaları tarafından kullanılmakta olduğunu öğrendiğini belirtti.
Hat Sorgulama Hizmeti sayesinde haberleri olmadığı halde adlarına kayıtlı hat açıldığını öğrenen vatandaşların yaptıkları başvurular üzerine 900 bin kişi kullandıkları hatları kendi üzerlerine aldığını ifade eden Acarer, Mobil Hat Sorgulama Hizmeti’nin 2 Ocak 2013’te başlatıldığını hatırlattı.
İlgili kişilerden habersiz şekilde adlarına cep telefonu hattı açılmasını engellemeyi ve bu şekilde açılmış hatların gerçek kullanıcıların adına kaydedilmesini sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Acarer, bu hedefin önemli ölçüde gerçekleştiğini bildirdi.
Acarer, başkasının adına kayıtlı olmasına rağmen kullandıkları hatları herhangi bir sebeple üzerlerine almayan kişilerin mağdur olmaması amacıyla 1 Ekim 2013’ten itibaren bir yıl ek süre tanındığını belirterek, “Verilen ek süre 1 Ekim 2014 tarihinde doldu. E-devlet sistemi üzerinden hat sorgulaması yaparak adlarına kayıtlı başka cep telefonu hatları olduğunu tespit eden vatandaşlar bu hatları kapattırabilecekler” diye konuştu.
BTK Başkanı Acarer, Mobil Hat Sorgulama Hizmeti’ne neden ihtiyaç duyulduğu ve vatandaşların bu hizmetten nasıl yararlanacakları konusunda şu bilgiyi verdi:
“Başka isimler adına açılan cep telefonu hatlarını onlardan habersiz kullanan bazı kişiler, bu hatları işledikleri suçlarla ilgili görüşmeleri gerçekleştirmek amacıyla kullanabiliyor. Bu tür durumlarda genellikle suç işleyen şahıslar izlerini kaybettirirken, kayıtlarda hattın sahibi olarak görünen ancak bundan haberi olmayan vatandaşlar mağdur oluyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın İnternet ortamında e-devlet sistemi üzerinden sorgulama yaparak kendi adlarına kayıtlı ancak başkaları tarafından kullanılan telefon bulunup bulunmadığını öğrenmeleri ve eğer varsa bunları ilgili GSM operatörünün abone kayıt merkezine başvurarak kapattırmaları büyük önem taşıyor.”
Muhabir: Arife Yıldız Ünal

nobel-tip-odulu-sahiplerini-buldu-5433ce10556fd

Nobel Tıp Ödülü sahiplerini buldu

Nobel Tıp Ödülü’nü, İngiliz bilim adamı O’Keefe ile Norveçli Moser çifti paylaştı.
STOCKHOLM
Nobel Tıp Ödülü’nü, İngiliz bilim adamı John O’Keefe ile Norveçli çift Edvard Moser ve May-Britt Moser paylaştı. 
Nobel Komitesi, O’Keefe ve Moser çiftinin, beyinde konumlama sistemini oluşturan hücreleri keşifleriyle Tıp Ödülü’ne layık görüldüklerini, keşiflerinin, beynin “bizi çevreleyen alanın haritasını nasıl çizdiğinin ve karmaşık bir ortamda nasıl yol alabildiğimizin” izah edilmesine yardımcı olduğunu açıkladı. 
John O’Keefe’nin, bu konumlandırma sisteminin ilk bileşeni olan sinir hücresini 1971 yılında keşfettiği, Moser çiftinin de hassas yön bulma için koordinat sistemini meydana getiren bir tür sinir hücresini tanımladığı belirtildi. 
Komite, beynin konumlandırma sistemi konusundaki bilginin, Alzheimer hastası kişileri etkileyen, “yıkıcı uzamsal hafıza kaybına zemin teşkil eden mekanizmanın anlaşılmasına” yardım edebileceğini bildirdi. 

turkiye-uzay-ajansini-kuracagiz-54327612994a4

Türkiye Uzay Ajansı’nı kuracağız

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulacağını, bununla ilgili mevzuat ve kanun yapım çalışmalarının tamamlandığını bildirdi.
ANKARA 
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulacağını, bununla ilgili mevzuat ve kanun yapım çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. 
Elvan, Bakanlık Müsteşarı Feridun Bilgin, müsteşar yardımcıları ve bürokratlardan oluşan heyetle Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’yi (TUSAŞ-TAI)) ziyaret etti.
Ziyarette TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Kaya, TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı’dan bilgi alan Bakan Elvan, daha sonra uçak, ATAK helikopteri ve uydu çalışmalarının yürütüldüğü birimleri gezdi.
Elvan, burada yaptığı açıklamada, TUSAŞ’ın oldukça etkileyici ve Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı cari açık probleminin giderilmesi açısından oldukça önemli bir tesis olduğunu söyledi.
TUSAŞ’ın helikopter ve uçak tasarımından üretimine kadar oldukça etkin altyapıya sahip olduğunu ifade eden Elvan, şu ana kadar burada üretilen 5 ATAK helikopterinin Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildiğini anımsattı. Yıl sonuna kadar 4 ATAK helikopterinin daha Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edileceğini belirten Elvan, ilerleyen dönemde toplamda bu sayının 50’ye yükseleceğini kaydetti. Bakan Elvan, insansız hava aracına yönelik çalışmaların da son derece etkileyici olduğunu dile getirdi.
TUSAŞ’ta uydu çalışmalarının da yapıldığını ifade eden Elvan, Bakanlığının işbirliğiyle uydu montaj ve test merkezi kurduklarını, kasım ayında açılışını yapacaklarını bildirdi.
Elvan, TUSAŞ’ın uçak, helikopter ve insansız hava aracı üretimi konusunda çok sayıda yetkin personele sahip önemli bir kurum olduğunu ifade etti.
Hedef bölgesel yolcu uçağı
Gelecek dönemde bölgesel yolcu uçağı üretmeyi hedeflediklerini dile getiren Elvan, TUSAŞ yöneticilerinden bu konuda detaylı bilgi aldıklarını söyledi. Elvan, şunları kaydetti:
“İnşallah en kısa sürede bölgesel uçak üretimi altyapısını burada oluşturacağız. Nasıl ilerleyeceğimize karar verip, yol haritamızı net olarak ortaya koyup çalışmalarımıza başlayacağız. TAI çok sayıda mühendisi ve teknisyeni ile istenilen her şeyi yapabilecek düzeyde bir kurumumuz. Bunu değerlendirmek ve TAI’yi güçlendirmek istiyoruz. Bakanlık olarak gereken tüm desteği vereceğiz.” 
Daha sonra uydu merkezini gezen Elvan, tesisin Türkiye’nin ilk uydu entegre ve test merkezi olduğunu ifade etti. Tesiste bir uydu için ihtiyaç duyulan tüm testlerin yapılabildiğini belirten Elvan, uzaydaki ortamın bu merkezde oluşturulduğunu ve testlerin buna göre yapıldığını söyledi. Bakan Elvan, Türksat 6A uydusunun yapımını da bu merkezde yapacaklarını kaydetti.  
Elvan, gelecek ay içerisinde Türksat 6A ile ilgili sözleşmenin imzalanarak ilk adımın atılacağını bildirdi.
Türkiye Uzay Ajansı
Uzay ve havacılık alanında Türkiye’de son yıllarda çok önemli gelişmeler sağlandığını ifade eden Elvan, “Bu gelişmelere paralel olarak Türkiye Uzay Ajansı’nı kuracağız. Bununla ilgili mevzuat ve kanun yapım çalışmaları tamamlandı. İlgili kurumların görüşünü aldıktan sonra Bakanlar Kuruluna sunacağız, oradan da TBMM’ye sevk edilecek” diye konuştu.
Bakan Elvan, ajansla birlikte bu alandaki çalışmaların tek bir merkezden koordine bir şekilde yürütüleceğini ve daha hızlı adım atılacağını söyledi. Elvan, bu kapsamadaki çalışmaların daha sonra kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
Muhabir: Tamer Toğanaş, Göksel Yıldırım

akdenizin-tabani-anadolunun-altina-giriyor-542c249617132

Akdeniz’in tabanı Anadolu’nun altına giriyor

Afrika levhasının yılda 2.15 santimetre hızla kuzeydoğuya hareket ederek Akdeniz’i daralttığı ve Akdeniz’in tabanının Anadolu’nun altına 14 derece açıyla girdiği bildirildi.
ESKİŞEHİR – Deniz Açık
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu, “Afrika levhasının Akdeniz’i bastırmasıyla Kuzey Anadolu Fay hattı sıkışıyor. Bu yüzden enerjiyi biriktiriyor. Ege ve Akdeniz’de ne zaman depremler azalıyor, o sırada Kuzey Anadolu Fay Hattı’ndaki aktivitede artma oluyor” dedi.
Prof. Dr. Ecevitoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kuzeyinde Anadolu levhası, güneyde de Afrika levhasının bulunduğunu belirterek, söz konusu levhaların hareketli olduğunu kaydetti.
Afrika levhasının yılda 2.15 santimetre hızla kuzeydoğuya doğru hareket ettiğini anlatan Ecevitoğlu, şöyle konuştu: 
“Hareketlilik son 100 milyon yıldır devam ediyor. Son 2 yıldır Afrika levhası daha hızlı şekilde hareket etmeye başladı. Böylelikle Akdeniz’i daraltıyor. Bununla birlikte Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki depremler arttı. Akdeniz’in tabanı Anadolu’nun altına 14 derece açıyla girmeye başlıyor. Bu parça belli bir derinlikte kırılıyor. Bunun yaratığı derin depremler meydana geliyor. Kırılan parça da eriyor. Eriyen parça ya eski volkanları uyandırmaya ya da yeni volkan oluşturmaya çalışıyor. Muğla’daki Sömbeki Körfezi, eski bir patlamanın kalıntısı gibi duruyor. 100-200 bin yılık patlamanın izleri görülebilir. 100-200 bin yıllık bir volkan harekete geçebilir ya da magma odasında yeni bir oluşum meydana gelebilir.”
“Kuzey Anadolu Fayı, enerjiyi biriktiriyor”
 Ecevitoğlu, Akdeniz bölgesinin MÖ 2100 yılından beri sıkı bir volkanik aktivite geçirdiğine değinerek, bu bölgenin daha sonra sakinlik dönemine girdiğini vurguladı.
Akdeniz bölgesinde yeniden aktivitenin görüleceğini öne süren Ecevitoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ege ve Akdeniz’deki deprem yoğunluğunda 2 yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 186 artış oldu. Yerin içindeki magmanın ısındığını tahmin ediyoruz. Afrika levhasının Akdeniz’i bastırmasıyla Kuzey Anadolu Fay Hattı sıkışıyor. Böylece baskı altındaki fay hattı kayamıyor. Bu yüzden enerjiyi biriktiriyor. Ege ve Akdeniz’de ne zaman depremler azalıyor, o sırada Kuzey Anadolu Fay Hattı’ndaki aktivitede artma oluyor. Afrika levhasının ilk gevşemesiyle 6.5 şiddetinde deprem çıkabiliyor. Afrika levhasının gevşemesiyle Kuzey Anadolu Fayı’nda bir deprem ortaya çıkabilir. Ancak bunun nerede olacağı belli değil.”

robotlarin-futbol-mucadelesi-542b2316c3af7

Robotların futbol mücadelesi

Boğaziçi Üniversitesi ile Bremen Üniversitesi’nin robot futbol takımları, Almanya Büyükelçiliği’nin organizasyonunda İstanbul’da gösteri maçı yaptı.
İSTANBUL
Boğaziçi Üniversitesi ile Bremen Üniversitesi’nin robot futbol takımları, Almanya Büyükelçiliği’nin organizasyonunda İstanbul’da gösteri maçı yaptı.
Rahmi M. Koç Müzesi’nin evsahipliğinde, “2014: Türk-Alman Araştırma, Eğitim ve İnovasyon Yılı” etkinlikleri çerçevesinde, gençleri bilim ile teknolojiye teşvik etmek için bir robot futbol maçı gerçekleştirildi.
Boğaziçi Üniversitesi’nin “Cerberus”, Bremen Üniversitesi’nin ise “B-Human” adlı robot futol takımlarının, hazırlanan özel sahadaki maçları ilginç görüntülere sahne oldu. Onar dakikalık iki ayrı devrede yapılan robot futbol maçını, Bremen Üniversitesi takımı 7-0 kazandı. 
Organizasyonla ilgili bilgi veren Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Levent Akın, bilimsel çalışmalara dikkati çekmek için böyle bir etkinlik yapıldığını aktararak, “Yapay zekaya ve bilimsel çalışmalara ilgi sağlamak amaçlı bir gösteri. Herkes futbolu biliyor ve robotların da bunları yapabildiklerini gösterebilmek için önemli bir etkinlik” ifadelerini kullandı.
Muhabir: Mehmet Fatih Duman

sosyal-medya-dolandiriciligi-cep-yakiyor-542b23140da9e

Sosyal medya dolandırıcılığı “cep” yakıyor

İnternette kullanıcıların hesaplarını ele geçirdikten sonra iletişime geçtikleri kişilerin bir anlık dalgınlığından faydalanan “sosyal medya dolandırıcıları”, mobil ödeme sistemini kullanarak, haksız kazanç elde ediyor.
İSTANBUL  – İZZET TAŞKIRAN
İnternette kullanıcıların hesaplarını ele geçirdikten sonra iletişime geçtikleri kişilerin bir anlık dalgınlığından faydalanan “sosyal medya dolandırıcıları”, mobil ödeme sistemini kullanarak, haksız kazanç elde ediyor.
Sosyal medya şifresini ele geçirdiği kullanıcının hareketlerini bir süre takip eden dolandırıcılar, kullanıcının sosyal medyada iletişim halinde olduğu kişileri tespit ediyor. Hesabın gerçek sahibi gibi hareket ederek, gözüne kestirdiği kullanıcılarla bir süre yazışıyor. Dolandırıcılar, hedefine aldığı kişilerin güvenini kazandıktan sonra “yardım, oyun isteği, yarışma veya hediye çeki kazandırma” gibi bahanelerle cep telefonu numarasını istiyor. 
Cep telefonlarına yollanan mobil ödemeye dair mesajı, bir anlık dalgınlıkla okumadan onaylayan kullanıcıların cep telefonu faturalarından 60 liradan başlayan ücretler kesiliyor. 
Bu yöntemi çok sayıda kişiye uygulayan dolandırıcılar büyük maddi kazanç elde ediyor.
“En çok dolandırıcılık Facebook’ta” 
Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) Başkanı Said Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dolandırıcıların yeni mekanının sosyal medya olduğunu söyledi.
Ercan, Türkiye’de  sosyal medya kullanımının artmasından dolayıdolandırıcılık suçlarının hızla arttığına dikkati çekerek, “Sosyal ağlar içerisinde en çok dolandırıcılık faaliyeti Facebook’ta görülüyor. Burası Türkiye’de 37 milyon üyesi olan bir platform. Aileler, akrabalar, arkadaşlar yani hemen hemen bütün tanıdıklarımız, güvendiklerimizin hesabı var” diye konuştu.
Ercan, sosyal medya dolandırıcılığıyla ilgili şunları kaydetti: 
“Sosyal medyada tanışıklığı bir avantaj olduğu gibi bir dezavantaja da dönüşebiliyor. Facebook hesabının çalınma vakaları her geçen gün artıyor.  Bunun sonucunda dolandırıcılık ve suistimaller de yeni mağdurlar oluşturuyor. Daha önce sosyal medyadan kontör istenmesi gibi durumlara alışmıştık ama artık direkt olarak sizin cep telefonu hattınızdan para topluyorlar. Bu paranın miktarı düşük de olabiliyor çok yüksek de.  Dolandırıcılar bir akrabanız arkadaşınız ya da tanıdığınızmış gibi size yazıyor. Onun gibi konuşuyor. Böylece siz inanıyorsunuz. Dolandırıcılar, tanıdığınızın sizinle olan mesajlaşma geçmişinizden hitap şeklinizi öğreniyor. Son dönemde sosyal medya ‘messenger’ uygulamalarında cep telefonunuzu vermek mecburiyetinden dolayı böyle mağduriyetlerle sıklıkla karşılaşabiliriz.”
Şifreniz en az 8 haneli olmalı”  
Dijital Marka Stratejisti ve Sosyal Medya Uzmanı Kalust Şalcıoğlu ise sosyal medyada dolandırıcılığın hızla arttığını söyledi.
Şalcıoğlu, sosyal medya şifrelerini ele geçirmenin birçok yolunun olduğunu dile getirerek,  “Burada şifre kırıcı yani alternatifleri art arda on binlerce kez sıralayarak bulmaya çalışan bazı programlar var. Şifreniz ‘BCDE3456′ gibiyse bu size güvenli ve tahmin edilemez geliyor olabilir. Ama sıralı şifreler ve alternatifleri yazılımlar için çantada keklik” diye konuştu.
Şifre seçmenin bazı püf noktaları olduğunu kaydeden Şalcıoğlu, kullanıcılara şu tavsiyelerde bulundu:
“Şifrenizi en az 8 haneli olarak seçin. İçinde mutlaka küçük harf, büyük harf ve sayı barındırsın. Ayrıca Facebook, Twitter ve Instagram başta olmak üzere bazı sosyal medya mecralarında, hayatınızı kolaylaştırdığını zannettiğiniz bir yazılım ya da size eğlenceli gelen, kaynağını bilmediğiniz bir oyunu yüklediğinizde uygulama sizden bazı izinler ister. Bu izinler sosyal medyada genelde üç kategoride yetkilendirilir. “Sizi kimler takipten çıkardı?”, “Facebook profilinizi kimler takip ediyor?” ya da “Instagram’da fotoğraflarınızı en çok kimler beğeniyor?” gibi uygulamalar özellikle de ücretsizse genelde sizden aleyhinizde olabilecek izinler ister. Bu izinleri iyice okuyup anlamadan onaylamanız, ileride bir dolandırıcılığa maruz kalmamıza ya da sosyal medya hesabımızın elinizden alınmasına neden olabilir.”
Kalust Şalcıoğlu,  dolandırıcılığı önleyebilmek için kullanıcılardan sosyal medyadaki “Ayarlar” ve “Uygulamalar” bölümünü seçerek, tanımadığını uygulamaların izinlerini kaldırmalarını ve mevcut şifrelerini değiştirmelerini istedi.

celik-zirhli-yelekler-daha-da-incelecek-542b230f76ea1

Çelik zırhlı yelekler daha da incelecek

Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin (AKÜ) TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü proje kapsamında, nano teknoloji kullanılarak daha hafif ve ince çelik zırhlı yelekler üretilebilecek.
AFYONKARAHİSAR – Canan Tükelay
AKÜ Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Aslantaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Hibrit Kompozit Malzemeden Zırh Tasarımı ve Balistik Özelliklerinin Araştırılması” projesinin temel hedefinin özellikle orduda kullanılan ve ağırlıkları nedeniyle taşınması zor olan çelik zırhlı yeleklerin inceltilmesi olduğunu söyledi.
TÜBİTAK tarafından desteklenen projede, nano teknoloji yöntemi kullanılarak hibrit kompozit (farklı takviye elemanları ile farklı şekillerde bir araya getirilmiş) malzeme üretimi ve üretilen bu malzemenin mevcut kullanılan malzemelerle kıyaslanacağını dile getiren Prof. Dr. Aslantaş, bu projenin Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinde önemli katkılar sağlayacağını umduklarını kaydetti.
Nano partükül takviye edilmiş olan malzemeleri özel birleştirme ve presleme yöntemiyle bir araya getirerek mevcut halinden daha ince yelekler üretebileceklerini ifade eden Aslantaş, şöyle konuştu:
”Buradaki asıl amacımız, hali hazırda kullanılan koruyucu zırhların içerisine karbon nano tüp ve karbon nano kil gibi malzemelerin özel kimyasal işlemlerle dahil edilmesiyle hem mukavemetini artırmaktır. Ayrıca, takviye elemanlarının kullanılmasıyla da zırh kalınlığında bir miktar azalmanın da mümkün olacağını ümit ediyoruz. Tabi ki bu muhtemel incelme de zırh malzemesinde hafiflemeye neden olacaktır. Projenin yürütücülüğünü, Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden Doç. Dr. Yeliz Pekbey yapmaktadır. Şu an 3 farklı nano partikül malzemesi kullanılarak yüze yakın numune üretilecek ve balistik testine tabi tutulacaktır.”
Ayrıca Pamukkale Üniversitesi’nden Doç. Dr. Emin Ergun’un da projeye destek verdiğini dile getiren Aslantaş, ”Kompozit malzemelerin üretimi İzmir’de, bazı mekanik testleri Denizli’de ve balistik testleri ise Afyonkarahisar’da yapılacaktır” dedi.
Aslantaş, proje sonunda elde ettikleri sonuçların kentteki askeri fabrika ve savunma sanayi temsilcileriyle paylaşacaklarını anlattı.

mujde-kredide-yeni-donem-5425af8748695

Müjde! Kredide Yeni Dönem

Tüketici Kanunu’nun kredilere yönelik yol haritası şekillendi. Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’yle banka kredisi kullananlara çok sayıda kolaylık ve hak getiriliyor.

Kredisini erken ödeyene faiz ve maliyet kalemlerinde indirim, kredi sözleşmelerinde en düşük faiz oranına yer verilmesi, faiz değişikliğinin 60 gün içinde borcunu kapatana yansıtılmaması, temerrüde düşene faizde yüzde 30 sınırı, limit aşımı bilgisinin anlık iletilmesi gibi önemli adımlar atılıyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca hazırlanan taslakta yer alan önemli başlıklar şöyle:

BİLEŞİK FAİZ YOK: Temerrüt hali de dâhil olmak üzere, tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmayacak. Ödemenin üç aydan daha uzun süre ertelenmesini veya taksitle ödeme imkânı sağlayan kredi kartı sözleşmelerinde uygulanacak faiz kredi kartı sözleşmesi uyarınca belirlenen orandan fazla olamayacak.

GECİKMEYE YÜZDE 30 AYARI: Tüketici temerrüde düşerse akdi faizin yüzde 30 fazlasından daha yüksek gecikme faizi istenemeyecek. Daha yüksek tahsis eden, tüketiciye geri ödeyecek. Sözleşmede efektif yıllık faiz oranının yer alması zorunlu olacak.

ERKEN ÖDEMEYE İNDİRİM: Tüketici, vadesi gelmeyen bir veya birden çok taksidi ya da kredi borcunun tamamını erken ödeyebilecek. Bu durumda kredi veren, erken ödenen tutara göre tüm faiz ve maliyet unsurlarına ilişkin indirim yapmakla yükümlü olacak. Vadesinden önce yapılan ödemelerde, erken ödenen taksit tutarı içinde yer alan anapara tutarı üzerinden akdi faiz oranı ve erken ödenen gün sayısı dikkate alınacak. Faiz, faiz üzerinden hesaplanacak kamusal yükümlülükler toplamı ve ücret tutarı kadar indirim yapılacak. Erken ödeme indirimi veya faiz hesaplanırken ödemenin yapıldığı tarih esas alınacak.

YAZILI BİLDİRİLECEK: Tüketiciden talep edilecek her türlü ücret bilgisinin, yazılı şekilde tüketiciye verilmesi zorunlu olacak.

İZİNSİZ SİGORTA YASAK: Tüketicinin açık talebi olmadan krediyle ilgili sigorta yapılamayacak.

GELİRE UYGUNLUK: Bankalar, kredi verirken tüketicinin gelir durumuna uygun olup olmadığını ayrıntılı bir şekilde açıklayacak.

DEĞİŞİKLİK YAZILI BİLDİRİLECEK

DÜŞÜK FAİZ BAZ OLACAK: Kredinin maliyetinin hesaplanmasında esas alınacak akdi faiz oranı, düşük gösterilen efektif yıllık faiz oranına uyacak. Ödeme planı, değişikliklere göre yeniden düzenlenecek.

ANINDA BİLGİ VERİLECEK: Banka bir ayı aşan dönemde limit aşımını, kullanılan tutar, akdi faiz oranı, geciken tutara uygulanacak faizi tüketiciye yazılı olarak bildirecek.

KAPATMAYA 60 GÜN SINIRI: Tüketici faiz değiştikten sonra 60 gün içinde borcunu kapatırsa, bu artış hiçbir şekilde kendisine yansıtılmayacak.

TÜKETİCİYE 14 GÜNLÜK CAYMA HAKKI GELİYOR

14 GÜNLÜK CAYMA HAKKI: Tüketici, 14 gün içinde bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tüketici kredisi sözleşmesinden cayma hakkına sahip olacak.

MASRAF AÇIK YAZILACAK: Belirsiz süreli sözleşmelerde kredinin türü, limiti, değiştiğinde uygulanacak düzenleme, aktif faiz oranı gibi tüm ayrıntılar yer alacak.

ali-unaldan-mehmet-gormeze-arsi-titretecek-iftira-ve-zulum-541ee96a6c314

Ali Ünal’dan Mehmet Görmez’e: Arş’ı Titretecek İftira ve Zulüm

Ali Ünal/Zaman

Dünyada görmeyen, Âhiret’te de görmez haşrolur

Zaman’da Diyanet’le ilgili yazılarım oldu. Bu yazılarımda Türkiye’de devletin İslâm’dan genellikle yararlanma yolunu seçtiğine, Diyanet’in de zaman zaman bu gaye istikametinde kullanıldığına dikkat çektim.

Buna rağmen, Diyanet’in İslâm ve ülke adına çok müsbet işler yapabileceğini, bazı mazeretler ileri sürseler de, İslâm gibi hayatı bütünüyle kuşatan, insanı gerçek insan eden ve halkımızın en fazla itibar ettiği bir dinin gücünü temsil ettiğini, dolayısıyla Diyanet’e düşenin, her müesseseden önce neyi temsil ettiğinin şuurunda olması ve bunun izzetini taşıması gerektiğini vurguladım.

DİB’in mevcut başkanı M.Görmez, TRT Haber’de birinci noktayı, yani devletin Diyanet’i yönlendirdiğini, hem de “Diyanet’in acıklı bir tarihi vardır.” diyerek kabûl etmiş; arkasından da sözü AKP iktidarının ülke adına âdeta yegâne meselesi olan “Paralel Yapı”ya getirmiş. 17 Aralık’tan bu yana Türkiye tarihinin tonlarca belgeyle ortaya saçılan en büyük yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık iddiaları karşısında, en azından Hocaefendi’ye atılan onca iftira ve yapılan hakaret karşısında, hakkında söylenen ve her biri apaçık küfür ve şirk olan sözler karşısında, ülkede hukukun rafa kaldırılması karşısında suskun kalan Görmez, Camia’yı milletin maneviyatını çalmak ve toplanan sadaka ve zekâtları yerine harcamamakla suçlayarak, AKP iktidarının biricik meselesine Din cephesinden destek vererek, Diyanet’in iktidarlar karşısındaki acıklı halini herhalde kurtarmak istemiş!

Görmez, “Hırsızlık elbette kötü bir şeydir” derken, AKP iktidarına, mevcut Cumhurbaşkanı’na atfedilen hırsızlıkları zımnen kabul ediyor, ama “milletin maneviyatını çalmak daha kötüdür” diyerek, bu hırsızlığa âdeta gerekçe üretiyor, onu küçültüyor.

Sonra, milletin maneviyatını çalan kim? Bizzat resmî rakamlara ve akademik araştırmalara göre, Görmez’in DİB Başkanı olarak destek verdiği AKP iktidarları döneminde Türkiye’de intihar olaylarında % 36, kokain kullanmada % 572, esrar kullanmada sadece son 5 yılda % 140, resmî fuhuşta % 700 civarında artış kaydediliyor. İstanbul’da lise öğrencilerinin % 45’inin sigara, % 32’sinin alkol, % 9’unun da uyuşturucu kullandığı ortaya çıkıyor. Ülkemizde her yıl birkaç yüz bin evlilik dışı çocuk dünyaya geliyor, günde yüzlerce boşanma yaşanıyor, alkollü içki ve uyuşturucu kullanma yaşının 10’a kadar düştüğü rapor ediliyor. Bütün bunlar ve iktidarın “hırsızlıkları” Görmez için milletin maneviyatı adına hiçbir şey ifade etmiyor, maneviyatı çalma olmuyor. Öte yandan, dünyanın her tarafında milyonu aşan müntesiplerinden tek bir kişinin bile hakkında fuhuş, alkol, uyuşturucu, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet gibi hiçbir yüz kızartıcı davranış rapor edilmemiş, tam tersine bilhassa birer ahlâk âbidesi olmakla 160 ülkede kabûl görmüş, İslâm’a ve bu ülkenin insanına en büyük hizmeti, 160 ülke insanına 160 ülkede takdir edilmiş ahlâk ve maneviyat hizmeti yapmış bir Camia, milletin maneviyatını çalmış oluyor. Bundan daha korkunç, Arş’ı titretecek bir iftira ve zulüm olabilir mi?

İkinci olarak, Görmez, Camia’yı zekât ve sadakaları yerine harcamamakla suçluyor. Oysa destek verdiği iktidar Görmez’in de zımnen kabul ettiği korkunç boyutlarda hırsızlık içinde yakalanırken, Camia içinde Din’e, ülkeye, millete hizmet adına bağışlanan zekât ve sadakaların, yapılan infakların tek kuruşunun bile suiistimal edildiği de rapor edilmiş değil. Görmez’in elinde bu konuda bir belge mi var da, Arş’ı titretecek ikinci bir iftirada bulunabiliyor? Ayrıca dindar, tertemiz öğrenciler yetiştirmek ve bu öğrencilerin bürokraside hakkı olan yerleri alması, tamamen hukukun içinde vazifelerini yapması nasıl güç tutkusu ve uluslararası siyasete müdahale oluyor? Camia’nın hukuk sınırları içinde siyasete müdahale ettiğini farzetsek bile, bu, Görmez’i niye rahatsız ediyor?

Milyonlarca insan Âhiret’te iddiaları sebebiyle Görmez’in yakasına yapıştığında umarım Görmez’in görüp de ibraz edeceği belgeleri vardır.

somada-o-zeytinliklere-tel-orgu-cekildi-541ee96164659

Soma’da O Zeytinliklere Tel Örgü Çekildi

Soma’da o zeytinliklerin çevresine tel örgü çekildi

Manisa’nın Soma ilçesinde hukuki süreç devam ederken zeytinliklerin çevresine tel örgü çekildi.

Yapılanın yanlış olduğunu savunan çevreciler ve köylüler, Kaymakamlık ve belediyeden zeytinliklerin korunması için önlem almasını istedi. 

Bakanlar Kurulu tarafından 10 Mayıs 2014 tarihinde alınan karar ile Soma’da binlerce metrekarelik alanda bulunan zeytinlik, Soma Kolin Termik Santrali’nin yapımı için kamulaştırıldı. 

Greenpeace’in Gıda , Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yaptığı başvuru ile ‘acele kamulaştırma’ yöntemiyle kamulaştırıldığı belirtilen bu alanların zeytinlik olduğu ortaya çıkmıştı.

Bunun üzerine, üçüncü termik santralin kurulacağı Yırca Mahallesi ile bu santrale verilecek kömürün bulunduğu saha olan Deniş Mahallesi’nde yaşayanlar, zeytinliklerin acele kamulaştırma sürecinin iptali için dava açtı.

Davaya rağmen Kolin Şirketler Grubu, zeytinliklerin çevresini iki metre yüksekliğinde tel örgü ile çevirdi.

Zeytinliklerin bulunduğu Yırca Köyü sakinleri ve Greenpeace yetkilileri, Soma Kaymakamlığı ve Soma Belediyesi’ni durumdan haberdar edip, Kolin Şirketler Grubu’nun zeytinlik alanlara zarar vermesi olası eylemlerine karşı gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. 

HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILDI 

Greenpeace Avukatı Deniz Bayram, “Yırca köylülerine, kamulaştırma süreci ile ilgili şu ana kadar usule ve hukuka uygun yazılı bir tebligat yapılmadı, süreç ile ilgili hukuka uygun bilgilendirmeler yapılmadı.

Kamulaştırma sürecine karşı yasal itiraz süresi devam ediyor olmasının yanı sıra hukuki süreç başlatıldı” dedi. 

ZEYTİN ÜRETMEYE DEVAM ETMEK İSTİYORUZ 

Zeytinliklerinin yerine termik santral kurulmasını istemeyen köylüler de kömür yüzünden yaşamlarından çalınmasını istemiyor. Köylüler, zeytin üretimini sürdürmekten yana.” dedi.

Yırca köylüleri ve Greenpeace, vermekte oldukları hukuk mücadelesinden vazgeçirilmek istendiklerini belirtip, “Zeytinliklerin yok edilmemesi için mücadelemize var gücümüzle devam edeceğiz” dedi.

DHA